Kayıtlar

2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

HAYALLERİMİN ERKEĞİ

Resim
İtiraf etmem gerekirse hayallerimdeki erkeğe dair, her özelliğin Bülent Serttaş'da olması beni de korkutmuyor değil. İnsanlar hayallerindeki erkeği tanımlarken Marc Darcy'i, Brad Pitt'i filan canlandırıyor. Ben başladığımda anlatmaya hayallerimin erkeğini, nasıl oluyorsa gözünüzün önüne gelecek  tek kişi Bülent Serttaş. Hatta böyle motorunun kontrolünü kaybetmiş, seyirciye doğru son sürat gidiyor.  Yani Marc Darcy evet hayalinizin erkeği de çocuklar adam resmen sıkıcı. Farkında mısınız bilmiyorum ama içinizi kurutur, bayar resmen uzun vadede.

          Arayışımı sürdürmek, hayallerimdeki erkeğe yeni bir form kazandırmak adına Carlos Martin'in sosyal medya hesaplarını takip etmeye başlamıştım. Yorumlar yapmıyorum, eklemiyorum, hiç bir şeyi beğenmiyor, favorilere atmıyorum. Eski sevgiliyi stalklarcasına gizli gizli fotoğraflarına bakıyor, nerede olduğunu, ne yaptığını biliyorum. Ama olmuyor! Biliyorum, hiç birbirimize göre değiliz. Onun yaptığı espriyi ben …

THE CONJURİNG - FİLM ELEŞTİRİSİ

Resim
Genelde gerçekçi biriyimdir ve bilimin şaşmaz gerçeklerine inanırım, Dinsel ya da metafiziksel hiç bir şeyi kabul etmem, bu tarz propagandalara gelmem, herşeyi bilimle açıklamaya çalışırım ama yeni taşındığım evde, bu tarz garip olaylar oluyor, evdeki bütün saatler, gece aynı anda duruyor, köpeğim eve girmek istemiyor  ve ilk gecede evimin yanında cesedini buluyorsam, hemen topuklarım, ve çevremdekilere de bunu yapmalarını tavsiye ederim.. 



UYUYAN GÜZEL

Resim
VePrensesle birlikte sarayda kim varsa hepsi de uyuyakalmış.





Kıvanç Tatlıtuğ'u Rüyada Görmek

Resim
Bir keresinde rüyamda Kıvanç Tatlıtuğ'u görmüştüm. Buraya kadar bir sorun yok çoğu kadının rüyalarını süslediği bir gerçek ama sorun Kıvanç Tatlıtuğ'u rüyamda abim olarak görmemdi. Ben nasıl bir eziktim ki rüyamda bile Kıvanç Tatlıtuğ'u olsa olsa abindir, kankitoşundur başka türlü bir araya gelmeniz imkansız diyor, kendime yakıştıramıyordu bilinçaltım. "O adam sana bakmaz kızım" diye bağırıyordu resmen. Ancak kardeş ancak arkadaş olursun. Ama yine de egom durmuyor, atının terkisine atmış kaçırırken beni "kızım" diyordu "bu kaçış romans ve tutku dolu, bambaşka bir kaçış olabilirdi. Bu senin elindeydi, bu senin rüyan sonuçta, kaderini değiştirebilirsin" diye bağırıyordu!
                  Bunun sonucu olarak rüyayı yolundan saptırma çabalarım da başladı hemen tabi. Egom Kıvanç Tatlıtuğ'a sinsi sinsi "aslında bizim kardeş olmamız çok garip" diyordu. İşte şimdi tam bir goygoya başlamıştım. "Sanırım biz kardeş deği…

Algida Seçicilik

Ya allah aşkına Magnum'un birin fiyatı nedir? Neden böyle lotodan para çıkarsa, ilk yapacağım şey Magnum almak gibi bir algı yaratılıyor anlamıyorum. Öyle takım elbiseler, tuvaletler, seksi seksi bakkala gitmenin de bir manası yokmuş. Ev kıyafetiyle çıkınca da, bakkal, hiç mal varlığı araştırması yapmadan veriyor. Satışları da düşürüyor bence, yaratılan bu algı. Uzun süre "Magnum çok pahalı ya" diyerek, doğrudan buzparmağa yönelmişliğim vardır. O kadar da pahalı olmadığını öğrenip, bir iki aldığımda da,  hiç de öyle çok zenginmişim, yok efendim seksiymişim gibi saçları iki yana savurup, farklı hissetmedim. Hatta çubuğunu, uzun süre ağzımda çiğneyip, çevirdim, hiç bir seksinin yapmayacağı üzere. Sonra da baktım bu bir işe yarar mı diye, ama üzerindeki şifreyi mesaj atmak da hiç aklıma gelmedi.

                  Ha çekilişle bir adet Lamborghini ne bileyim Porche vereceğine, yüz adet Fiat-Doblo verse, çıkma ihtimali daha yüksek, vergisi de düşük diye katılabilirim ama. Am…

ÜNLÜ DİYE BİR GRUP VARDI YA? HAKKAT NOLDU ONLARA !

Resim

NEVROTİK SAYIKLAMALAR

Siz gelecekte robotlarla savaşacağımızı, yapay zekayı filan düşüne durun, ben hala alevi sünni,  Türk-Kürt kavgasında ısrarcı bir politika sürdürüleceğini düşünüyorum. Küçükkenmiş o, uçan kaykay fantazileri. 
                       Bense, gelecekte eğer bir gün delirirsem, diye düşündüğümde, aklıma gelen tek şey, dudağımda kırmızı ruj, olmayan saçlarımı eskiye bir selamlama yaparcasına kabartmışım, ama böyle pislikten de, rastalanmış, garip bişi olmuş, bir amca vardı Taksim'de sürekli gördüğüm, çok da sevimli, cana yakın bir amcaydı ama saçından dolayı da kendisine bok kafalı amca adını takmıştık, Hayır adama hakaret etmek için değil, gerçekten de saçı öyleydi, Bazen benzetme değildir işte anlayacağınız. O kadar öyleydi ki, saçı, ister istemez aklınıza tek gelen şey buydu, başka birşeye benzetmek imkansızdı işte Neyse, nedense kendimi Taksim meydanında sigara dilenirken düşünüyorum, büyük ihtimalle, bir yerin delisi olarak anılmak, sigara içmekten çok, sigar…

BEZELYE TANESİ ve PRENSES MASALI İNCELEME !

Resim
"Fırtınalı bir gecede, yağmur ve rüzgardan göz gözü görmüyor, kıyametler kopuyormuş, dışarıda korkunç bir fırtına varmış. ve birden sarayın kapısı çalınmış. Yaşlı kral, sarayın kapısını açmış, bir de ne görsün?"

 Kral kapıyı açar mı allah aşkına? Sarayın kapısını kralın açtığı nerde görülmüş? Doğruluğunu tartışmıyorum da açmaz yani ! Ya o nasıl bir saraysa , hadi kapıda nöbetçi filan yok, hizmetkarlar yok, sen açacaksın, dışarda, yağmur, şimşek, kıyamet sen nasıl duydun o kapının dövüldüğünü, hayır bezelyeden incinen kız, o kapıyı nasıl çaldıysa artık, yaşlı kral, duyuyor kapıyı, 2+1 mi o saray ! Uruguay Kralı mı bu? Emekli ikramiyesiyle aldığı evde yaşasın, sadelikten yana olsun, sınıf toplumuna karşı olsun, kendisine kocaman şatolar, saraylar yaptırmamışsa demek ! 
           Prensesimiz de bir başka konu, bezelye tanesine uyuyamamış, o 20 döşek, 20 yorganı serilirkenken, "yok hiç zahmet etmeyin, ben şöyle köşeye kıvrılırım" deme nezaketinde bulunma, sonra yo…

ELEPHANTWmN' A SEVGİLER !

Resim
BAZEN İNSANLARI SADECE SEVERİZ :)

ISSIZ BİR ADAYA DÜŞSEM !!!

Resim

Acıklı bir Pazar Günü !

Resim
Tuvalete gitmek için kalkıp, su içip geri dönüp kitap okuyayım derken aklıma süper bi fikir geldi. Ama sonra o fikiri düşünürken, ya dedim "şu markette et reyonunda çalışan adam ne kadar iyi ama diğerini sevmiyorum". O ne öyle filan derken "aa tuvalete gideyim" diye kalkıp, mutfakta bulaşıklara bakıp yıkayayım ama yıkamadan önce bişiler atıştırayım dedim. Bişiler atıştırırken aklıma süper bi fikir geldi. Salona süper fikrim için gerekli malzemelere bakmaya giderken, birden ortalık ne dağılmış deyip bir battaniye katlayıp, ay tuvalete gideyim diye battaniyeyi orta yere bıraktım. Sonra odama gittim ve odama neden gittiğimi düşünürken aklıma Doktorlar'da Levent'in Ela'ya evlenme teklif ettiği sahne  geldi. Yaaa ne salaktı deyip kahkaha ata ata, kardeşimi o sahneyi hatırlatmak için arayacaktım ki, telefonu saatlerce bulamadım. Telefonumu ararken koltuğun altında yıllar önce kaybettiğim kolyeyi buldum. Kolyeyi nereden aldığıma ne zaman taktığıma dair milyonl…

SEN GİTTİN GİDELİ !

Resim
Bazen yanlız kalmak istersin, bazen çok sıkılırsın ! Hele bir pazar günü, ev arkadaşınız gittiyse, yanlız kalmak istemezsin.


Çok Pis Dedikodu Var !

Resim
Ne zaman yalnız kalsam, saatlerce onları düşünür, içimden dedikodularını yaparım.

Kim söylemiş beni Iron Man'a Vurulmuşum diye,
Kim görmüş ama kim Batman'i Öptüğümü !
Ayrıca o Wolvorine yok mu o Wolvorine, yine kesik attı dudaktan.

Not ; Pandanın olaylarla hiç bir ilgisi yoktur. ( İlk öyle onu çizdiydim, kaldı alakasız yavrucak.)






İçimizdeki O Susturamadığımız Taşralığımız

Olmuşuz Avrupai ama hücreler ortadoğu ! Ya siz banyo yapmak için, Bizimkiler dizisini bekleyen bir kuşaksınız, her sabah ilk iş duşumu alır, öyle çıkarım diye hava atmanızın manası yok,  havamız kime, sıcak bir duş ne zaman tüm sorunların çözümü oldu, hepimiz, birbirimizin  geçmişini biliyoruz. Sene 1998 Alman arkadaşlarım bizde kalıyor, annem anlatıyordu herkese, "ay gavur dersin ama senden benden temiz insanlar, her sabah duş alıyorlar" diye. Ya bir toplum bir sabah duşuna bu kadar şaşırır mı?  Senin geçmişin bu. 

                              İşte sen istediğin kadar da öyle davran, birden beklemediğin bir anda ortaya öyle çıkıveriyor ki taşralılığın, susturamıyorsun. Bir gün, "Kim Milyoner Olmak İster" programını izliyoruz ailecek, hepimiz kendi kulvarlarında ya sen de katılsana, kesin en az 60.000 alırsınız, soru çıktı, "bir yerin açılışında yapılması gelenek haline gelen davranış nedir?" diye daha şıklar okunmadan, hiç düşünmeden , ağzımdan yüksek s…

İnsanlığa olan inancım nasıl sarsıldı?

Resim
Arkadaş çevremde almış yürümüş bir söylenti var "sen olsan kesin döversin" !!! Diyorum, elalemin yanında da demeyin manyak filan sanacaklar, ayrıca siz ömrü hayatınızda benim birini dövdüğümü gördünüz mü?
Sonra düşünüyorum, evet dostlar evet bir kere yanlışlıkla birini feci dövmüştüm. Hem de öyle çocuk kavgası filan değil. Bildiğin koskoca bir kadındım.
O gün nasıl kapalı hava, nasıl yağmur var. Tüm gün işim dışarıda tuturdular elime bir şemsiye. Şemsiye taşımaktan nefret ederim ama başka çarem yok verdiler elime. Tahta şemsiye ama bildiğin meşe ağacından yapılmış, hiç çekinmemişler, bütün bir ağacı kullanmışlar sanki. O eski, büyük anne mobilyaları vardır ya, tekli koltuğu yerinden kıpırdatamazsın. Şemsiye de öyle bir şey, patronun şemsiyesi, öyle ağır ki, elimde 35 ton gibi.  Ben çıktım, yağmur da durdu. Öyle elimde bütün gün, ölesiye nefret ediyorum şemsiyeden. İş uzaktaydı, ofise de geri dönmedim, arkadaşlarla buluştum sonra. Saat akşam 10.00 gibi, şemsiye hala elimde yürü…

BANU ALKAN'I DÜŞÜNÜRKEN

İTİRAF EDİYORUM;

                               Hiç unutmam 13-14 yaşlarındayken izlediğim filmi, Banu Alkan'ın sarhoş olmuş, kötü adamın evine götürülür, sabah uyanır ve artık bakire değildir. Ben bu filmi izlediğimde, bu kız ne olacak şimdi diye üç gün bunalıma girmiştim, bu kıza ne olacak. nasıl öyle bir yanlışlık yaptı. belki de ben yaşlıyım da ben 13-14 yaşındayken işler çok farklıydı, bilmiyorum ama nasıl bir panik. Ailesi ve sevgilisinin suratına nasıl bakacak. Üç gün uyuyamamıştım, allahım bir kadının başına gelecek en kötü şey bu olmalı diye. Bu nerden mi aklıma geldi, bir kaç gün önce filme denk geldim de, nasıl güldüm nasıl güldüm. Ya dedim ben senin yüzünden 3 gün uyuyamamıştım. 
                                Öyle kapalı bir aileden de gelmedim, istediğim yere gittim, istediğim zaman eve geldim, okuldan kaçarken bile annemlere haber verdim, tamam dediler istediğini yap, özgürlüğüm, aileme karşı çıkma hakkım vardı ve salak bir ergen olarak bunları bol bol kullandım, …

PALYAÇOLAR AĞLAMAZ

Resim
1. BÖLÜM

NASIL PALYAÇO OLDUM

O zamanlar daha öğrenciyiz, iş arıyoruz, ilanlara bakıyoruz. Bir tane de, konservatuarda okuyan bir arkadaş var dedi, bir iş var ama? 
Ne işi  konuşuyoruz, palyaçoluk. Birden gülmeye başladık ve bu işi baya ciddiye aldık. Dedi bir organizasyon şirketi. Ciddiye aldık almasına da, bir yandan da tereddütlüyüz heralde, ya deneyelim nolur? Nasıl bir şeydir?  Anı olur ya düşünsene ileride anlatırız biz palyaçoluk yapmıştık diye de birbirimizi gaza getiriyoruz. Yanımızda da bir arkadaş, o da bize bakıyor, ne yapıyosunuz der gibi ama hevesimizi de kırmamak için deneyin bakalım dan öteye gitmiyor. Biz iyice abarttık, bakmışsın çok ünlü bir palyaço olmuşuzlara kadar gittik, sanki Palyaço Krusty olacaz, televizyon yıldızı, şovmen ve parlemento üyesi, ama ne hayaller. 
Neyse, görüşmeye gittik, Kadıköy'de, bir iş hanında, küçük bir odadan oluşan bir yer, bir adam var görüşeceğimiz ancak filmlerde görebileceğiniz o çok konuşan, hafif anasını gözü, palavracı tiplerd…

Araba Sevdası !

Resim
" Annem ve Bay Murat"

                   Bazı hatıralarım o kadar eski ki, düşünüyorum da, acaba hiç öyle bir şey yaşamadım da sanki uyduruyormuşum gibi , aslında rüyamda gördüm de, o kadar inandırmışım ki kendime, tatlılığına kendimi kaptırmışım, gerçek sanıyorum. Ya da çocukken çok sevimli bir film izlemişsin, sen de o filmin içine girmişsin, böyle tatlı bir Akdeniz aile komedisi, ama Amerikan değil kesinlikle. Büyük maceralar yaşanmıyor öyle, küçük küçük, çok da ilginç filan değil ama sıradan da değil herkesin başına gelmez yine de, gülümsetiyor, senin başına geldiğine inandırmışsın kendini, filmden bir hatıra yaratmışsın gibi.
                  Mesela bizim ilk arabamız beyaz, bir Murat 124'tü. Plakasını hiç unutmam, 45KR681, satarken ağlamıştık. Nasıl zor ayrılmıştık. Babamın o zamanlar ehliyeti olmadığı için annem kullanıyordu. Annem de ehliyetini 1974 yılında almış, araba da 1974 model, seksenlerin sonundayız biz, araba 15 yaşındaydı yanlış hatırlamıyorsam, . Ann…

Ne zaman başım belaya girse lambada yapmak gelir içimden !

Resim
  Annemi nasıl kızdırdıysam artık, salon salomanje odada, o arkamda ben önde ama nasıl dönüp duruyoruz.  Artık başım dönüyor, annem de inatçı yakalamadan bırakmayacak belli. Baktım olacak gibi değil bunun bir sonu yok. Bir şey düşünmeliyim, bir şey bulmalıyım, bu işkence bitmeli artık!              İşte o an nasılsa aklıma o müthiş fikir geldi. Aniden durup ağzımla müziğini yapıp lambada yapmaya başladım. Nasıl kıvırıyorum, şaaşii betito, mariyanna luiz albertooo, nının nı nın nı nın nı nııınn diye diye. Lambadanın meşhur olduğu yıllar, bana şaşkın şaşkın bakan kardeşimi tutup çektim. Bacak aramdan filan geçiriyorum, çocuk şaşkın. Vücudu lambadaya karşı koyamıyor, abla bacağının arasından takla attırsana diyor adeta vücudu,  öyle eşlik ediyor bana. Benim vücudum tüm kıvraklığıyla lambada yapıyor, yapıyor fakat kırılan o gerdanlarla, oynatılan kalçalarla surarım aynı şeyi söylemiyor. Korkulu ve meraklı gözlerle anneme bakıyorum. İnfaz emri hazırlanmış bir mahkuma son isteğini sormuşlar…

Başıma gelmeyenin Kalmaması!

Şimdi size nasıl Naziler tarafından saldırıya uğradığımı anlatacağım, evet Nazi saldırısı mı dediğinizi duyar gibi oldum, hatta atma da diyorsunuz şu sırada ama evet Almanya'da 1998 senesinde Naziler tarafından saldırıya uğradım. 
          Gençlik değişimi ile gittiğim Almanya'da kaldığım gençlik otelinde, zamanın verdiği ergenlikle, tabi ergenliğin verdiği gerizekalılıkla, insanların hiç Türk sanmamasıyla övünüyordum. Her önüne gelen her ari ırkı, milleti sayıyor bir türlü Türk müsün demiyor, Türk olduğumu duyunca çok şaşırıyor, ama nasıl olur filan diyorlardı. Hatta başka bir Türk çocukla birbirimize girmiş, saatlerce ingilizce ve çat pat Almancayla telefon sırasında kavga etmiş, Türk olduğumuzu ikimiz de, telefon kulubesinde, karşılıklı aynı anda anne napıyonuz, ben iyiyim deyip ağlamaya başlayınca, anlamıştık!  Yanlız benim Türklükle imtihanım sabahları ortaya çıkıyor, diğer ırklar fişek gibi sabah 7 de kahvaltılarını yapmak üzere kalkarlarken ben hep geç kalıy…

BİZİM BÜYÜK ŞEFTALİ YEDİKTEN SONRA EL YIKAMA SORUNUMUZ

O gün yine arkadaşlarla Toplanmışız ama ben nasıl atıyorum nasıl atıyorum;


                  Benim için insanlar ikiye ayrılır, şeftali yedikten sonra adam gibi gidip elini yıkayanlar ve şeftali yedikten sonra adam gibi elini yıkamaya üşenip, bardağın dibinde kalmış suyu eline döküp, ellerini fıtı fıtı ovuşturanlar. 
Elini Yıkayanlar :
Bunlar disiplinli, ne istediğini bilen, kendi işini kendi yapmaya alışmış, çalışkan titiz insanlardır. Hayatta genelde başarılı, kariyer sahibi olurlar ama en yüksek kademelere kendi emek ve çabalarıyla çıktıkları için memuriyetten kurtulmaları zaman, çalışma, alın teri ve emek ister. Kendileri yaptıkları gibi diğerlerine de "kalk iki dakika sen de yıka, otur temiz temiz diye baskı yapanlar, diğerleri umrunda olmayıp kendi elini yıkayıp rahat rahat ortama geri dönenler olarak ikiye ayrılırlar. baskı yapan, zapturapt altına almaya çalışanlar genelde yönetici, müdür filan olurlar. El yıkayanlar genelde, oğlak ve başak burçlarında çıkmakta olup, başak …

Sıkılıyorum çünkü sıkıcıyım!

Resim

Şimdi Susmak Zamanı !

Resim
Görelilik Kuramından anladığım (Temsili) ;                        "Ben bu şekil giyinirim, bu bayan şu şekil giyinir, şu şekil..."



 Dostlar, şimdi size, bir çoğumuzun varlık nedeninin aslında hiç de öyle çok önemli işler yapmak, evreni sorgulamak, anlamak, insan doğasına, varoluşa dair sorular sormak, sistemi eleştirmek, ne bilim uzay, metafizik filan gibi konularda konuşmak gibi bir olayı olmadığını ve o sebeble, bir biz biliyormuşuz, bir biz anlıyormuşuz gibi konuşmamızın gereksiz olduğunu açıklamaya çalışacağım. 

                    Zaten biz istesek de, beyinlerimiz ne kıvrım, ne yüzey ne de hücre kapasitesi olarak zaten, adamın kendi yazdığı, bulduğu ve geliştirdiği şeyi, hazır yazılmışından okuyarak bile anlamak için yetersiz. Bak,  her yıl 55 kere Görelilik Kuramını okumama rağmen, benim için  hala "ben bu şekil giyinirim, bu bayan şu şekil giyinir, şu şekil"den öteye gidememiş,  ne kütleçekim, ne zaman ne uzay ne uzay-zaman, hiç biri zerre aklımda kalmamış! K…

Burçlara inanmıyorum bir güç var !

Okuyup okuyup, anlam yükleyip, çıkartıp bir terazi burcu olmam yıllarımı aldı. İnsanlar "aaa terazi burcu, siz kararsız olursunuz dediler, bir kaç seferden sonra insanlara kendimi anlatırken kararsızım dedim, böbreklerin hassas olur dediniz, yıllar sonra sorunlu böbrek iltihaplanmaları geçirdim, bir lükse düşkünlüğüm yoktu o da imkan yoktu, olsa belki ona da evet diyecektim. Sırf bu yüzden yıllarca zeki numarası yaptım ben, orada öyle yazıyordu ve benim buna inanmam çok da uzun sürmedi, çalışsa zeki aslında da tembel dediniz ki, tembellik de bir terazi burcu özelliği olarak karşıma çıktı yıllarca. Ama yok efendim şimdi o 30 yıllık emeği, biri çıktı da burçlar değişti deyince değiştiremem, ayrıca kazanılmış hakkım o benim, ne zaman değiştiyse ondan sonra doğanları bağlar, beni değil, doğduğum anda terazisin dediyseniz ve yıllarca adeta bir terazi burcu insanı gibi davranmamı bekleyip, kendimi terazi burcuna modifiye edip de bir terazi burcu insanı gibi davrand…

Rüyada Morrissey'i Kurban Bayramı için memlekete davet etmek ???

Resim
Ay hayırdır inşallah !





 "Hocam, rüyamda Morrissey'i Kurban Bayramı için memlekete davet ediyordum, her yer et, her yer et."                                                                Sally Ciguly (İst-32)

"Ya bayram tatili uzun abi, gel Manisa'ya gidelim, orada çok kalmayız zaten yazlığa geçeriz diye memlekete davet ediyorum. Bir iki mırın kırından sonra da bir şekilde ikna ediyorum. Nedense uçakla gitmek daha zor şimdi burdan havaalanına geçicen, ordan uçakla seyahat, İzmir'e inecen ordan da tekrar Manisa'ya geçecez zaten 5 saat diye, otobüsle gitmek gibi saçma bir ayrıntıya boğarak rüyayı, Pamukkale Turizmden bilet almaya da ikna ediyorum. O gece Morrissey'i ikna edebilme gücüme ben de şaşırıyorum.                       Varıyoruz Manisa'ya, babam bizi BP'nin önünden alıyor, hiç konuşmuyor. Eve bir gidiyoruz, ay eve bir giriyorum, yıllarca kurban kesmemiş babam, bırak kurbanı tavuk bile adamamış babam, danaya girmiş. Evin her yerinde leğ…