Kayıtlar

2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DERSLERE YARIN YİNE BAŞLIYORUM ! SÖZ !

Resim

MEKTUP İŞİNE GİRDİM

Resim
Herkese mektup yazmaya başladım ve mektup işine girdim. Neden? Çünkü ateşim 39 derece ve çok yalnızım. İsteyenler sipariş versinler, tanesi 5TL. Damping yaptık! Siparişli mektupları güzel kağıtlara yazacağım, müşteriye özen yükümlülüğümü unutmadım. Aylık abonmanlara 150 TL yerine sadece 100 TL. Sevgili arkadaşım BİS, onlarca mektubuma sahip olmanın derin hazzını çok iyi bilir. Kendisine yönlendirebilirim, danışmak isterseniz. Sevgiler. 

CENAZE TÖRENİME HEPİNİZ HOŞGELDİNİZ

Sanırım cenazem bugün öğle namazına müteakip Çağlayan Adliyesi önünden kaldırılacak. Hepinizi beklerim. Sakın tabutuma baro odasından 1 liraya kiraladığınız cübbeyi örtmeye kalkışmayın lütfen. Dalılılım. Ya da belki arkasında altın yaldızlarla ismimi  ve baro sicil numaramı yazdırdığınız bir cübbe yaptırabilirsiniz. Son duruşmasının son raunduna bunla girmişti dersiniz. Yok yok en iyisi siz tabutuma çikolata sosu örtün, sonra da antep fıstığına banın.Size biraz pahalıya patlayacağım anlayacağınız. Soranlara çok severdi rahmetli dersiniz.      Ümit Kocasakal'ın tabutumun başında yapacağı konuşmayı hemen bölün "ya hocam ne hukuk neferiydi amannn, mesleği de hiç sevmezdi, o da böyle olmasını istemezdi" diyerek ve benimle biraz dalga geçin. Başlayın en salak anılarınızı anlatmaya. Soran olursa dalga geçmesini çok severdi dersiniz. Müzik dans filan da olsa çok güzel olur oynaya oynaya gömün beni ! Atın en şiddetli göbeklerinizi, kıvırın belleri, kırın gerdanları. Soran olursa…

LİSE DEFTERİ

              60 yaprak, çizgili  okul defteri günlüğümün kapılarını Uçankuşa Açtım. 
           Lisede bir günlük tutuyorum, 60 sayfalık çizgili okul defteri, zira afilli bir defter olsa herkes günlük olduğunu anlar. Dikkat çekmesin istiyorum. Bir de 60 yapraklı, çizgili okul defterinden aldığım tadı hiçbir Ece Ajanda'dan almamışım. Kilitliler desen, az mı tokayla kilit açmadınız, o uyduruk kilitlere hiç güvenmem.             Kısacası kimse okusun, anlasın istemiyorum. Kendime  bir alfabe yapıyorum küçüklüğümden beri, alfeben zaten vardı üzerine de bir şifreleme yöntemi geliştirdim, enigması sadece benim. Hem şifreliyorum, hem çözüyorum. En çok kullanılan harfler cümleye ve kelimeye göre55 farklı şekle giriyor. Bazen farklı durumlara göre aynı harfleri, farklı harfler yerine de kullanabiliyorsun. Sürekli değişen, aktif bir alfabe. Çözülmesini imkansız hala getirmek için, her gün çalışıyor, yeni yöntemler buluyorum. Son haliyle Almanlar'a satmayı filan düşünüyorum. Kafayı öyle y…

SİYASETLE İLK BULUŞMAM

Bir akşam Mehmet Amcanın getirdiği bedava kuponlarla şimdilerde yerinde Magnesia AVM olan Lunapark'a gitmiş ve büyük ihtimalle çarpışan arabada bir genç çift kıstırmıştık yine. Belki de en büyük yakınlaşmaları olacak olan elele bindikleri çarpışan arabadan, ileri de çocuklarına anlatacakları büyük bir anıyla ayrılmalarına sebep olmuşuzdur. Artık anı mı dersiniz, beyin sarsıntısı mı bilmem?                 Sonra çiğdem yiye yiye küçük bir yürüyüşle eve dönerken, Saruhan Otel'in yanında bir grup takım elbiseli adam bize doğru yaklaşmıştı. İçlerinden biri "iyi akşamlar gençler" demiş ve tek tek bizle tokalaşmıştı. Ben de çiğdem kabuğunu ağzımdan üfleyip, elini sıkıp, gülümsemiştim. Allahın selamını almamak olmazdı. Sanırım sadece adamın suratına bakıp, birbirimizi dürtüp boş boş gülümsediğimiz ve elimizdeki külahlardan çiğdem yemeye devam ettiğimiz için, bir grup ergenle neden muhattap olduğuna anlam verememişti O da. Neyse ki, kısa bir bakışma ve anlamsız bir sessizlikt…

SABAH UYANDIRIR MISINIZ?

Resim

TÜRLERİN DEVAMLILIĞI

Atalarılarını düşündü,  soylarını onca açlığa, savaşa, göçe rağmen ona kadar getirmişlerdi. Ama o bu soyu bu asırda, hiç açlık, savaş, göç görmeden emekli sandığının tüm imkanlarına rağmen tüketmişti. İnsanlığın amacı soyu devam ettirmekse, acayip bi tarih yaşanıyordu şu an ! Kendini gerçekten medeni hissediyordu, gurur duyuyordu resmen kendisiyle.             Zaten çocuk yapmanın bakkala ekmek almaya göndermek için avantajlı bir durum olarak görmüştü ta ki bakkala ekmek almaya giden çoçukların öldüğünü öğrenene kadar. Hakkat korkunç dönemler diyemeyecekti çünkü dünya her zaman korkunç bir yerdi. O dönem mi bu dönem mi diye bir tercihi yoktu. Büyük ihtimalle başka bir dönemde yaşasa ataları kadar başarılı olamayacak, bu sefer de BİR veba salgını ile soyu yine tüketecekti. Ayağına küçük bir taş batması sonucunda oluşan iltihaptan da ölmesi mümkündü.  Antibiyotiğin olmaması, tıbbın yeterince gelişmemesi yetmiyormuş gibi zaten savaşlar, insanoğlu her zaman vahşi, bencil ve kötüydü.      …

ANADAN KIZA GEÇEN VE BEYİNDE KALICI HASAR BIRAKAN HASTALIKLAR

  Hayatımda ilk defa 30 yaşında hamama gitmiş, gitmeden önce de banyoda İzel'in denizlere aş da gel şarkısını " hani makarnalar suya durulmaz ya diye söyleye söyleye kese atmıştım kendime uzun uzun. Neymiş efendim "aman kadın ayyy ne pis kız, kesele kesele bitmiyor demesin" diye. Kadın da duruma şaşırmıştı. "Kız senden de hiç zevk alamadım keselerken demişti ve ben gururla yerime geri dönmüştüm. Annemin hastalık bulaşır filan diye karşı çıkmalarına rağmen pediküre gitme kararımda direnmiş ve annem "ayaklarını insanların suratına uzatacaksın bari bir bakım yap da rezil olma" demeleri üzerine pediküre gitmeden önce saatlerce ponzalamıştım topukları. 
             Ah işte canım anacığımın sanki gece yarılarına kadar çalışmıyormuş gibi, eve temizliğe gelen teyze gelmeden, rezil olmayalım diye dip temel temizlik yapmaları yüzündendi bu garip davranışlar. Kadın temizleyecek yer bulamıyor annemin yaptığı 35 çeşit ikram sayesinde güne gelmiş gibi geçiyordu bir…

BENİ BU SOĞUK HAVALAR MAHVETTİ

Aşk kapımı çalsa "pardon dayı yanlış gelmişiz" diyeceği soğuklar başlamıştı. Ev modasında bu sene yine alt polar üst yün hakimdi. Doğalgazdan da tasarruf etmek için içime çıtçıtlı badiler giyilmiş, t-shiRtler pijamanın içine sokulmuş,  bir şapkalı bluz giyilmiş, üzerine de bir dede ceketi atılmıştı. Bu dolulukla düşsem tek başıma yerden kalkamaz, ancak yuvarlana yuvarlana yoluma kaldığım yerden devam edebilirdim.                 Pijamamın altını pembe-beyaz polar çoraplarım içine koyarken,  gitgide babama ne kadar benzediğimi farketmiştim. Nedense yaşlandıkça evde bere takma alışkanlığı da başlamıştı. Kel de değildim, kuaföre gidince ay kes kes bitmiyor dediği saçlarımla kafam nasıl üşüyebiliyordu anlamıyordum. Gece tuvalete kalktığımda kardeşimi uyanık görsem, uzun uzun farkedilene kadar izliyor "ne oldu?" diye sorulunca üzerine kalın bişiler giy deyip sessizce oradan uzaklaşıyordum. Kışın tam bir baba, tam bir dayı hatta tam bir dedeye dönüşüy…

BİR CMK AVUKATININ GERÇEK DÜNYASI

Yıllar önce,  aynı güne 15 Cmk duruşması almışım, hepsi de ayrı ayrı mahkemelerde. Ama 9.30 dedikleri duruşmaya 9.00 da gittim, Ohhh ilk beni alır diye erkeden. Listedeki yirmi duruşma var, hepsi de 9.30 ve ben en sondayım. Neyse, ben buna lanet ederken, diğerlerine program yapıp nasıl yetişceğimi düşünürken, yanımda bir kızla aynı duruşmaya girecekmişiz. Birbirimizi beklete beklete, haber vere vere, kollaya kollaya akşam ettik, hiç duruşma da kaçırmadık. Ve hiç bir duruşmaya da asil vekili gelmedi. Bir CMK avukatının, bilenler bilir o ilk duruşmada asil vekil gelir ve senin görevine son verilir sevincini. Ama yok! tek celse de biten bir duruşma da yok. Bu arada bizden yaşça daha büyükçe, daha akıllı ve olgun bir kadın avukatı da kattık aramıza tam bir kadın dayanışması sergiliyoruz biri orda mübaşiri benim için ayarlıyor, ben orda birini arıyorum koş yetiş diye.
Saat oldu 17.30 koşa koşa işte 9.30'daki o son duruşmayı bekliyoruz kızla, diğer avukat kadın da bizden bir önce. Otur…

CEHENNEMDE GÖRÜŞMEK ÜZERE !

Bir avukat olarak en büyük savunmamı, cehennem kapısında verecekmişim gibi hissediyor ve uzun zamandır bunun üzerinde çalışıyordum. Sorulacak her soruya bir yanıtım, verilecek her cezaya bir itirazım vardı. Ciddi doneler biriktirmiştim. Onlar daha yargılamadan verecektim tüm gerekçeli cevapları. Olmadı, elalemi suçlayacak o da böyle yaptı ama bu da şöyle diye hemen ispiyona başlayacak, ortalığı iyice karıştıracaktım. En sonunda napim beni de böyle yaratmışsınız Diye tamamlayacaktım savunmamı.

Sabah adliyeye gitmek üzere bindiğim takside tam bu düşünceler içindeyken radyoda Cübbeli Hoca'nın konuştuğunu farkettim. Israrla "Evlenmeyen bizden değildirdir." diye tehditkar bir kuvvetlendirilmiş sünnetten bahsediyordu. Hayda bu da nereden çıkmıştı birden. Ben bu kısmı hiç düşünmemiştim. Yaptığım ya da yapmadığım her eylem cehennemlikti. İddia makamı elini iyice güçlendiriyordu. ben bir iddiaya savunma buldukça, başka bir iddiayla beni iyice köşeye sıkıştırıyordu. Ben artık bun…

ÖLÜ KIZ

Resim
GENÇ BİR ANNENİN ÇOCUĞU HAKKINDA HERŞEY BLOĞU ... AMA ARTIK GÜNDE KAÇ GRAM KAKA YAPTIĞI ÜZERİNE ÇOK DA YAZAMIYOR.

                   Minik oğluşum şöyle resimler çizmeye başladı. Allah rızası için bir yardım edin.












SAKALLI BEBEK

Resim
"Sakallı bebek" haberini duyduğum günü aşırı iyi hatırlıyorum. Annemim Halası'nın İzmir Kadifekale'deki evindeydik ve ben terasa dışardan çıkan merdivennin korkuluğundan halamların av köpeği Senta ile bi aşağı bi yukarı zıplayıp, olayın vehametini tartışıyordum. Kapının önünde halamın süt verdiği kedi yavrularının umurunda bile değildi durum. Ama biz Senta ile çok korkmuştuk. Gece uyuyamamıştık. O sesi çıkmayan köpeğin bahçedeki kulubesinden ulumaları duyulmuştu bütün gece, keşke anlatmasaydım. Sonuçta ben içerde evde güvendeydim. Ertesi gün, korkulukları olmadığı için çıkmamız yasak olan terastaki asmanın altında, sonsuz deniz manzarasına karşı dalmış koruk yiyip bacaklarımı sallarken, Senta bana olayın mantıklı bi açıklamasını yapmıştı, bilmem kimin çocuğu da çok saçlı doğmuş, ensesine kadar saçları varmış gibi bişidi. Evet ya, Eren de saçlı doğmuştu.  Sakallı olması değilde konuşması sorundu galiba. Bütün gece düşünmüş, bu sonuca varmış. Ama sakallı bebeğin özenle…

MERLİNTROPİ

Ailemi ziyarete gidiyorum memleketime. 30. yaş günümü kutlama törenleri düzenliyoruz ve annem bunun şerefine artık zamanının geldiğini düşünerek, sıradan birsi olmadığımı, bazı güçlerimin olduğunu açıklamaya karar veriyor. İçimden; "iyi de böyle şeyler genelde  daha küçükken açıklanmaz mı ya diyorum?" Sanki unutmuşlar da yeni akıllarına gelmiş gibi. 30 yılı boşuna mı harcadık ya, sevmediğimiz kızın eteğini filan uçururduk bari herkesin önünde liseli bir ergenken. Annem her zaman ki gibi ne düşündüğümü anlıyor. Demek şimdiye kadar düşündüklerimi, yapacaklarımı anlamasının nedeni büyü gücüymüş diye düşünüyorum, yine anlıyor ve başıyla onaylıyor. Ne kadar utanç verici bir durum, kadın bütün kafamın içindekileri biliyormuş diye düşünüp utanıyorum, biraz da yüzüm kızarıyor, ama tekrar anladığını görüyorum ve düşünmemeye gayret ediyorum. Ama o anda asla bilmesini istemediğim şeyler teker teker aklıma gelmeye başlıyor, durduramıyorum, "annecim sen yanlış anladın, çok hastaydım…

AĞLADIYSAM SEVGİLİM !

Resim
Ağladıysam sevgilim, "Gurbet Yolları" adlı TGRT programında, Thomas'ın yıllar sonra Türk babasını bulması aklıma gelmiştir. Sevincimden ağlamıştım hem ben orada, Zaten gülesim gelir hep, ne zaman ağlanacak bişi olsa,
Daha küçücük bir çocukken izlediğim  Clementine'in bir bölümünde;  İyileşeceğinden eminken, öldürdüklerinden beri o minik oğlakçığı  böyleyim ben, oğlakçığı zort öldürdüler yaa,  küçükcük çocuğun ohh oğlakçık da kurtuldu, artık yeni yuvasında her zaman mutlu olacak, hayat ne güzel bir şey" umutları arasında,  Ama işte o günden beri de hazırlıklıyım ben bunlara.
O yüzden bebeğim affet beni, ohh lütfen affet, Eğer dramatik sandığın olaylar karşısında attıyorsam kahkaha! Tabii ki;  Sen daha iyilerine layıksın, Ben seni haketmiyorum. Falan filan !
ŞİMDİ DEFOLUP GİDEBİLİRİM EĞER BU KADAR ÇOK İSTİYORSAN! KİB, BYE !






Bir Dolmuş Masalı: Saf Kız , Salak Kız

Bir varmış bir yokmuş... Evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde develer tellal iken, pireler berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken para biriminden tam altı tane sıfır yeni atılmış bir ülkede, Kadıköy-Üsküdar dolmuşuna zam gelmiş iken,  bir kız dolmuşa binmiş. Kız, türlü türlü düşüncelere dalmış dolmuşun bir an önce dolup kalkmasını bekliyormuş. Bu sırada dolmuşa kötü bir tane cadı binmiş, kaşları çatık, gözleri bayık, kız aman ne güzel dolmuş doldu diye sevinirken birden kıza dönüp, o çatık kaşlarıyla, gülmeyen nemrut yüzüyle "1.60 mı?" diye sormasın mı aniden. Kız sevgi dolu, saf gülümsemesiyle kötü cadıya dönüp, hiç düşünmeden "yok 1.66, 1.67" diye cevap vermiş. Kötü cadı dikmiş gözlerini "ne diyor bu gerizekalı" der gibi bakmış, kız ürkmüş birden kötü cadının korkutucu bakışlarından "allah allah ! hem soruyor hem neden bana kötü kötü bakıyor anlamsızca demiş içinden. Şoförle göz göze gelmişler aynadan o sırada, dolmuşta ani …

GÜNAYDINLAR!

           07.00'da kalkmak için saatimi 06.00'a kurup 08.00'de kalmayı garantilerim. O 2 saat ne uyur ne de yataktan kalkarım. Örtünürüm sıcak gelir, pikeyi atarım. Hemen akabinde üşür tekrar örtünür, tekrar sıcaklar, açınırım. Sırtüstü yatsam rahat edemem, yüzükoyun yatsam hemen yan dönerim. Sola yatmak zararlıymış diye düşünür, sağımı solumu bilmediğim için, amaaaan derim ama sol tarafıma yatmış olma ihtimaline karşı hemen diğer tarafa döner bi kaç saniye sonra o tarafın sol olduğunu düşünür tekrar geri dönerim. Sanki uyanık değilmişim gibi, saatimin 2 saat boyunca 10 dakikada bir çalan alarmını, ya uyanamazsam diye 5 dakikada bir sürekli kontrol ederim. Ve işim olmasa da, erken kalmak zorunda olmadığım günlerde de bu rutini tekrarlamayı severim.
           Merhaba;  ben sorunlu bir insanım. 

Aşkın Endokrinolojisi

          Şimdi size aşırı derecede aşık olduğunu düşünen kızın hikayesini anlatacağım. İşte kız aşırı derecede aşık olduğunu düşünüyormuş sevgilisine. Meğersem kız da tiroid varmış. terlemeler, kalp çarpıntıları, titremeler filan ondanmış hep. İlaçlarını düzenli kullanınca aşkı da bitmiş. 

KÜÇÜK BİR AŞK HİKAYESİ

Resim
Onunla, bir sanat galerisinin açılışında tanışmışlardı. Açıkçası etrafta o kadar kadın varken onunla ilgilenmesine çok şaşırmıştı. "bana annemi hatırlatıyorsunuz" demişti, gözlerinde bir ışıltı, ağzının kenarında garip bir gülümsemeyle. Erkekler annelerine benzeyen kadınları severler diye düşündü içinden. Ne kadar da şanslıydı. hayallerindeki erkek karşısında durmuş, onu evine bir kahve içmeye davet ediyordu.Raif Bey o kadar parlak ve başarılıydı ki, şimdiden geleceğin en önemli gazetecilerinden biri olarak gösteriliyordu. Üstelik oldukça da yakışıklıydı, kibar ve utangaç gülümsemesiyle bütün kadınlarını kendine hayran bırakabilirdi. Tüm o heybetli görünüşün altında bu kadar mütevazi, sessiz ve kibar karakteriyle hiç kimse aslında onun ilk cinayetini işleyecek psikopat bir katil olduğunu anlayamazdı. 
      Günaydın ! Babanıza bile güvenmeyeceksiniz. Sevgiyle kalın ! Ben kaçıyorum. 

Cennet Anaların Ayağının Altında !

Dikkat :  
Bu yazı tamamen, barış ortamında sahip olunulduğu düşünülen ve başına kötü hiç birşey                                                     gelmeyeceği saflığıyla yazılmış bir yazıdır. Bir hiç nedeniyle ölen çocuklar ve anneler, felaketler, hastalıklar,             kötü yönetimler ve devlett gibi seçenekler bir kenara bırakılmıştır. 2015 Türkiyesinde yaşamıyormuşçasına               yazılmıştır.
                                Çocuk sahibi olmak konusunda ciddi şüphelerim vardı ve bu hiç de öyle "böyle bir dünyaya çocuk getirmek mi?" , "tam bir delilik, tüm özgürlüklerinden vazgeçip hayatını bir çocuğa adamak mı? yok efendim kadının toplumdaki yeri sadece annelik mi?" "iç güdülerime karşı koymak filan manasında mantıklı bir çocuk yapmama isteği de değildi üstelik. 
                           Kızım olursa ve ya halasına benzerse diye korkuyordum ben resmen. Güzellik meselesi filan da değildi, tabi halası çirkin de olabilirdi, bana benzese ben çok mu güz…

Sevgili Adrian !

Resim
Sevgili Adrian; 
              Yıllarca arkadaşlarımın yok efendim şişmanlık sana çok yakışıyor, sen böyle de çok güzelsin gazlarıyla bu kilolara kadar gelmiştim. Ama artık buna bir son vermenin vakti gelmişti. Rocky'nin İvan Dragoya karşı yaptığı antreman programının aynısını yürütmeyi planlıyordum tırnaklarımı yerken, gözlerim kısık, uzaklara dalmış. Sonuçta İvan Drago gibi imkanlarımız yoktu, şu yokuşu eşofmanımı göğsüme kadar çekmiş, sırtımda kütükle koşacaktım, kızağa kardeşimi oturtup yokuştan çekecektim. Şişli sokaklarında herkes bana bakarken delice koşacak, manav abinin bana attığı portakalı yiyecektim ara öğün olarak, mahallenin çocukları eşlik edeceklerdi kimi zaman,  kasaba girip etleri yumruklayacaktım, çapraz bulaşmayı da eldivenlerime poşet geçirerek önlemeyi düşünüyordum. İşte orda biraz huylanacaktım belki ama etler üzerindeki hiç bir bakteri beni yıldıramayacaktı. Yokuşun tepesinde, yumruklarım havada bağıracaktım gururla.  Tüh keşke, geçen eskicid…

Geçen 14 Şubatta Ne Yaptığınızı Biliyorum!

Gece saat 2.44 te çalan telefonla irkilmiştim. Ama sonra Utku Bey'in başına bişi gelse ilk arayacağı kişi ben değilimdir, yakını listesinde de ilk sıralarda olduğumu sanmıyorum diye açtım telefonu. Hayır sansaydım açmayacak mıydım acaba diye garip bir ürpertiye de kapılmadım değil. "Nerdesin?" dediler. Bak bak İzmir'e gitmiş, almış Bis'i yanına, bana hesap soruyor? "İstanbuldayım" dedim İnanmadılar. Başka yerdeyim deyip de, önlerinden telefonla konuşa konuşa geçip gitmediğimi kontrol etmek için taa 12. kattan, üşenmediler, sokağa baktılar. Sonra da sanki ben tam bir pislikmişim gibi  "yapmadığın şey mi?" dediler. Yapmadığım şey değil diyemedim, ben başka bir yerdeyim derken el sallamışlığım bile vardı çünkü. 
               Rakıyı da şaraba kattıkları yetmiyomuşçasına, ismini bile söyleyemedikleri içkilerini almışlar ellerine, telefonu vermişler hoparlöre sevgililer günümü kutlamak için aramışlar. Hayır ne alaka yani, koskaca …

TEHLİKELİ OYUNLAR

Geçen söylemesi ayıp karnım çok acıktı, hiç de halim yok yemek yapmaya, yemek sipariş ettim. Neyse geldi, yemek. Poşet bileğine dolanmış, para üstü bulamayıp, paniğe kapılan çocuğa, "şimdi sakin ol ve o tantuniyi yavaşça yere bırak evlat" dedim. Ama o sadece anlamsızca suratıma baktı ve duymamazlıktan gelip, aynı şekilde para üstü aramaya devam etti. Ben de öyle fıkrasına gülünmeyen adam gibi, mahsun, role kaptırmış bir köşede sırıttığımla kaldım. İçimden diyorum tekrarlasam mı acaba, açıklasam mı?
                  Oysa ben poşeti yavaşça masaya bırakmasını, suratıma bakıp lanet olasıca aynasızlar deyip, ellerini başının üzerine kaldırmasını ve o küçük oyunu sürdürmesini beklemiştim. Çok mu şey istemiştim, bu muameleyi haketmemiştim. Hadi en azından gülümseseydin be çocuk ! Hayat bazen hiç de bizim istediğimiz gibi gitmiyor, çok üzülüyorum. 

KENDİN COŞ

Resim
Şimdi size ne kadar ikiyüzlü, iğrenç bir toplum olduğumuzu, büyük bir cesaret göstererek, kendi üzerimden bir örnekle anlatmaya çalışacağım; Sorsalar ama hep iyi niyetimizden, dürüstlüğümüzden kaybediyoruz.
            Çöp bırakılmaması gereken yere çöp bırakırken görüp, oraya çöp bırakmasına sinir olduğum, ve sen görürsün deyip, daha akşamına fotoğraflarını çektiğimi unuttuğum kadın, beni aynı yere çöp bırakırken gördü ve "Yalnız biz oraya çöp bırakmıyoruz" diye uyardı. Ben de utanıp, sıkılacağıma "yoo bırakıyorsunuz" diye üste çıktım hemen, biraz sonra nasıl çirkefleşeceğimi tasarlıyorum kafamda "hayır, biz çöpe atıyoruz" dedi. Nasıl sinirlenmişim. Sanki kadına oraya çöp bırakıyo diye sinir olup, fotoğraflarını çeken, iki gün sonra, ya çok zor şimdi diyip, aynı yere çöp bırakan ben değilmişim " Allah allah bu fotoğraflardaki siz değil misiniz? dedim, kadına doğru yürüyüp, telefonumu çantadan çıkarırken, yani kadın da o kadar iyi biliyo…

SEÇİMİN ARABALARI

Anlamadığım şeyler var. Seçim arabalarının mantığı nedir allah aşkınıza? Cadde üzerinde oturanlar için inanın daha da dayanılmaz bir propaganda yöntemi,  cadde üzerinde oturuyorum dediysem hemen havaya girmeyin "Gülbağ is coming" bir cadde, hayır "aaa evet işte bangır bangır geçen bir seçim arabası, vallahi aklımı çeldi, şu an oyumu, bu seçim arabası kime aitse ona atmak istiyorum! Çabuk bana bir sandık getirin" deyip o güne kadar ki düşüncelerimi bir yana bırakıp, o partiye mi oy vereceğim? Aslında şu partiye oy verecektim ama son geçen seçim arabası bir aklımı karıştırdı, sanırım ben onu düşünüyorum mu diyeceğim ne diyeceğim allah aşkınıza?
                  Bir de o kadar çok geçiyor ki; bir MHP arabası geçiyor, hemen pencereye çıkıp kurt işareti yaptığım ellerimi havaya kaldırıp, araca doğru uluyor buluyorum kendimi. Sonra oradan Devlet Bahçeli çıkacak ve beni ocak dışı bırakacak diye ödüm patlıyor. Ona rağmen o aracın sesini duydummuydu day…

ATEŞ İLE İMTİHANIM !

Oysa bu yıl hiç grip olmadım domuz gibiyim maaşallah dememin ve üzerine domuz mu, grip mi, allah mı söyletti acaba diye de eklemeyi ihmal etmememin üzerinden sadece birkaç gün geçmişti. Sanırım bu birkaç gün de grip virüsünün yerleşip, çoğalıp, beni yataklara düşürmesi için yeterli bir zaman dilimi oluyordu. 

Size bu yazıyı yazarken; Sibirya'da tüm arkadaşları açıklanamayan bir şekilde ölmüş, sönmüş ateşin yanında soğuktan zangır zangır titreyerek, yapayanlız son mektubunu yazan o dağcı gibi hissediyorum. Herşey bir rüya olabilir! Titrek ellerimin eseri, zar zor anlaşılan el yazımı sabah birisi bulup rüya olmadığını da anlayabilirler. Gerçi sanki odada biri var ama  sanırım kendisi hipoterminin etkisi ! Ama bu üşüme hissi uyursam ölürüm etkisi mi yaratıyor ne, 3 gündür hiç uyumuyorum, ya da uyuyorum da ben farketmiyorum. İnanın insan 40 derece ateşle neler görmüyor ki?  İşte bu yüzden ateşlenmeyi her zaman sevmişimdir. Çılgın bir maceranın ortasında kendinizi buluveriyorsunuz.

Bunda…

HIDIRRELLEZ ! BİR İMDAT ÇAĞRISI !

Resim
Biz eskiden Hızır ve İlyas ile çok yakın dostlardık. İşte böyle birlikte Mevlana'ya çıkmalar mı? Kayalara taş yapıştırmalar mı, soğanlara ip bağlamaklar mı, gül ağaçlarına dilek asmalar mı dersiniz, akşam 2 metre ateşlerden atlamalar mı? Birbirimize çok inanırdık. 
         İşte sonra ne olduysa ben o çevreden uzaklaştım. Okul, iş, güç gailesine düştüm kabul ediyorum kendilerini biraz ihmal ettim. Ama yani onlar da biraz anlayışlı olabilirlerdi bence. Sonuçta, İstanbul'da nerde yapacağım ben bunları. Vallahi sokakta ateş yaksam, akşama gözaltı! gelsin soruşturmalar gitsin yargılamalar. Sonra bir kere Manisa magnetik bir yer ben nereden bulayım birbirine sürtünce yapışan taşları, kayaları, yok yani bunlar burada. Gül ağacı, taze soğan desen, markette olmuş kiloso 7.95. Tamam yine de kabul ediyorum, eyvallah benim suçum, benim ihmalim ama gelin barışalım artık. Bu kadar hiddet, bu kadar aramalarımı cevapsız bırakmak olmaz. Yemin ederim bir dilek tutacağım Hıdır ve İly…

PEŞİMDEKİ RUS !

Resim
KGB tarfından takip edildiğimi düşünmemek için hiç bir nedenim kalmamıştı. Yıllardır yazmıyordum ve blog istatistiklerini kontrol etmiyordum ama sonra 2 ayın kayıtlarına baktığımda Rusya'dan, Türkiye'den olduğundan daha fazla takip edilmiştim. Hergün Ruslar tarafından izleniyordum. İzlenme sıralamam da oldukça ilginçti, Türkiye, ABD ve Rusya ! Soğuk Savaşın tam ortasında kalmıştım. Yeni bir kriz daha yaşanacaksa bu benim blogum yüzünden olacaktı. belli ki Ruslar Amerikalıların beni takip sayısını geçmeyi kafaya koymuşlardı. Fakat hergün en az bir kaç kere bloğumu ziyaret eden Rus kimdi? 
Putin'in beni takip etmekten başka işi yok muydu? 
Şaka maka kim bu sevgili arkadaşımız, çok merak ediyorum ya da Rusya domainlisin ve kardeş eminim tanıdık birisin, senin açık kimliğini bilmem,kafamdaki şizofreniyi öldürecek ve gerçek hayata dönebileceğim, tek arzum kafamda oynadığım şu oyunları sonlandırmak, her Rusya'dan takip edildiğimi gördüğümde, perdeyi aralayıp sokağa bakıyoru…

MUTLU SEVGİLİLER GÜNÜLER !

Sevgililer günü yaklaşıyor hadi bakalım, sevgiliniz acaba sizi nasıl şaşırtacak? Benim favorim, sevgililer gününde, sevgilisine parfüm alan erkek yaratıcılığı.  Kırmızı gülü ise, salataya filan koymak istiyorum. En azından bir değişiklik olur. Elinde gül ile sokakta yürüyen, bir milyonuncu kadına ise, Green Card veriyoruz.  
                       Bunlara fit oluyoruz da, erkekler böyle hava atıyorlar ya, "Sevgilim yoluna bir kamyon çiçek döktüm, bilmem kaç adet gül aldım." Şimdiden söyleyeyim, daha saçma bir şey duymadım hayatımda, ne yapçaz sonra yicez mi o gülleri, yapraklarını demler suyunu içeriz belki cilde filan iyi geliyordur. Ama , çiçekçiler de para kazanmalı evet ! 
                   Ama sen ona harcadığın paraya, eve 2 kilo mercimek, beş paket makarna, 10 lt sıvı yağ, en büyüğünden deterjan filan alsan, inan daha hora geçer. Haydi o kadar zenginsin sen allah aşkına git o ihtiyacın olmayan parayı daha hayırlı yerlerde harca. İlle çiçek mi a…