Kayıtlar

Ocak, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bayan Sally'nin Esrarengiz Kayboluşu !

Resim
(Olay mahalli)



             Kahve içip bulaşıkları yıkayayım demesinin üzerinden, dört saat geçmişti. Ne kahve içmişti, ne de bulaşıkları yıkamıştı. Bayan Sally için, bir cumartesi daha, oturduğu yeşil, ortası çökmüş 
koltuktan kalkmadan, gözlerinin önünden geçip gidiyordu. İşte dedi, "aynen bu dört saat gibi, hayat da geçip gidecek ve ben gene hiç birşey yapmamış olarak ölüp gideceğim". Ölmek de istemeyecekti büyük ihtimalle, ama Tanrı'ya neden kalmak istediği konusunda nasıl ikna etmesi gerektiği hakkında hiç bir fikri yoktu. Sadece arkasında bırakacağı bulaşıkları düşünüyordu. Ananesinden kalma bir korkuydu bu, sürekli ölür kalırsınız evi ve kendinizi temiz tutun diye diye, ölür kalırız diye yaşıyorlardı resmen, öleceğini anladığı an hissedeceği tek şey, odasını toplamamısının verdiği pişmanlık olacaktı. Ay diyecekti, şimdi savcı, polis molis gelecek, babam odamın halinden utanacak, teyzemle halam toplamaya çalışacak ama olay mahali olduğu için polis, hiç birşeye dokun…

Sally'nin mutfak Sırları

Resim
Bir aralar yemek blogları acayip tutuyor diye bir yemek bloğu açmaya karar vermiştim ama küçük bir sorunum vardı; yapabildiğim yemeğin tarifini veremiyordum. Tarifim yoktu çünkü. Sadece ana malzemeleri biliyor, onlarla ne yapacağıma o an karar veriyordum. Hayat benim için tarifi olmayan ve bir türlü yapılamayan acı bir deneyimdi.

Bir kabak kekim vardı mesela, her seferinde tadı başka oluyordu. Bir seferinde bir malzemeyi koymayı unutuyor, diğer seferinde öncekinde koymadığımı düşünüp, yeni bir şey ekliyor, un, tuz, yumurta oranlarını her seferinde değiştiriyor ve hep farklı bir tarifle, aynı şeyi yapıyordum ama yaptığım kek hiç bir zaman aynı olmuyordu. Garip bir şekilde, insanlar bayıla bayıla yiyor ve tarif istiyorlardı. Her tarif istendiğinde aynı kararsızlığı yaşıyordum ama tarif vermekten kaçınan sapık büyük anne gibi olmamak için de o an kafamdan yeni tarif yazıyordum. Ama elle tutulur tek şey, kabakları rendeledikten sonra iyice suyunu sık oluyordu. 
-Kabakları rendele ! -Kaç …

Sally Ciguly Top 10

Resim
Metrobüste yanımda oturan çocuğu, müzik listeme bakarken yakalamıştım, nasıl böyle bir dalgınlık yapmıştım ki, o listeyi kimsenin görmemesi gerekiyordu, normalde yanımdaki sanki Mozartmış gibi, müzik zevlerimden çok utanıyor, dinlediğim müziği saklıyor, ters tutuyordum ekranımı, ancak havalı bir şarkı çıktığında, yeni nişanlanmış kızın tek taş yüzüğünü sergiler gibi, herkes görsün diye uğraşıyordum, şu hayatta müzik listemle yargılanmak istemiyor, insanların bir hayli karışık müzik zevkimi görmelerinden çok çekiniyordum. Ya siz kimdiniz oysa ki? 
               Ama bu sefer utanmamıştım, çocuk bana bakarken gözleriyle adeta "Aman tanrım, çevremde Blue Öyster Cult dinleyen nadir insanlardan birisiniz, şaşkınlıktan ölmek üzereyim" demiş, ben de gözlerimle ona "Olamaz, siz de mi, hakettiği başarıyı yakalayamamış, Türkiye'de çok bilinmeyen bu grubu dinleyen nadir insanlardansınız, ben hep hakettiği başarıyı elde edememiş, çok iyi grupları bulur dinle…

Şişmanlık Kader Değil midir?

Resim
Yıllar önce aşırı zayıf, aşırı yaşlı, aşırı düz ve az saçlı, aşırı esmer teyze (ki esmerleşmem zayıflamamdan daha zordu) beni arkadaşlarına gösterip, "ay maaşallah ne güzel kız, aynı benim gençliğim" demiş ve arkadaşları da bunu onaylamışlardı. O gün, gözlerimi açmış, şaşkın şaşkın, teyzeye bakarken, anlamıştım  ki, istediğim zayıflığa  ancak 80 yaşında ulaşacaktım ve 80 yaşına kadar yaşama ihtimalim yoktu ! 
                         5 kilo doğmuştum ve o günden bugüne zayıf olmak nedir bilmemiştim, ideal kilomu hesapladıklarında bile 70 sonucunu buluyorlardı ki, oysa kemiklerim de inceydi, kemikli desen, kemikli de değildim, basit bir matematik hesabıyla ideal kilomda bile hala bütün arkadaşlarımdan şişman olabiliyordum. Bu nasıl bir vücut kitle oranıydı. Bir panda nasıl sadece bambu yiyerek şişman olabiliyordu? Babam bu kadar güzel pasta yapmasını nerden öğrenmişti?
                Dünya henüz benim zayıflamama hazır değil diyerek bir pazartesi daha diy…

Uçak Benden Korksun !

Her gözümü kapattığında Lost'taki uçak düşme sahnesini aklına getirince de çok acayip bir zevk alıyordu insan. Kıkır kıkır omuzlarım oynarken kimse senin buna güleceğini tahmin edemiyor. Acaba, öyle bir kaza anında yanımdaki adam neler söyleyecek, hangi duadan başlayacaktı ölüm yolculuğuna. Acaba birden beynimin sarayının en ücra köşesinden çıkabilecek miydi bir Ayetel Kürsi ! Çıkmayacaktı tabi ki, çok uzundu ve öğrenmeye başlamamıştım bile, ardı ardına gelen Kevserler ile tamamlayacaktım düşüşümü. Ah o Kuran kursundan hiç kovulmayacaktık ! Neyse, her halükarda efsane bir son yapacaktım. Ölümden sonra bir hayat varsa, ben bu düşüş anı videomu kesinlikle talep ederdim, Daha komik birşey hayal edemiyordum, o suratımdaki ifadeyi görmem gerekiyordu. Ben Sally Cigulysem ki değilim, bütün dünyanında o videomu görüp gülmesini isterim, 
                           Sonra, ölmeme ihtimalimi düşündüm, bir And Dağları Kazası olmayacaktı. Şimdi durduk durmadık yere yan…

İyilik Yap İyilik Bul !

Artık kar durmuş ve ben ezilmiş, donmuş karla kaplı, çamura bulanmış caddede hayattan nefret ede ede yürümeye çalışıyordum. Bazen İstanbul'un en işlek caddesine ev kıyafetimle çıkabilme cesaretim beni de çok şaşırtıyordu. Neyse ki, altımda Quicksilver kayak pantolonu görünümlü, pazardan 10 liraya aldığım polar pijamam vardı. 5 liralık olanlar da vardı, ama her zamanki gibi kaliteden vazgeçememiş, 5 lirayı nelere harcıyorum ya diyerek bunu seçmiştim. 
               Hayat bundan ibaretti işte, karların çamura dönüştüğü kaygan yolda düşmeden yürümeye çalışırken hayatımın yarım saatini daha harcayacaktım. Tam da mucizelere inanmanın sadece aptallara has bir özellik olduğunu düşünürken ilerden leopar desenli polar pijaması, ayağında makosen ayakkabılarıyla bir teyze bana sesleniyordu. O kadar insan varken,
bana seslenmişti. Yoksa bu benim peri annem miydi? şaşkınlıkla yanına gittim, "kızım ayakkabılarım çok kayıyor, buraya kadar düşe düşe geldim, şu köşedeki bakkaldan…

Karlı Bir Yol Hikayesi

Resim
Tipi suratıma suratıma vururken acaba Facebookta kaç milyon kişi  sanki biz penceresi olmayan hücrelerimizde yaşıyormuşuz gibi karın yağdığını müjdeliyor, kaç kişi "Her yerde kar var" şarkısını paylaşıyor diye düşündüm. Sıcacık evinde kahveni yudumlarken, karı sevmek kolaydı ne de olsa! Ama suratına suratına tipi yağarken ve her an kayıp kafanı sokağın en sivri köşesine çarpma ihitmalin varken, hiç de hoş olmuyordu bu durum. Sonuçta İsviçre Alpleri'nde tatilde değildik, karın yağması sevimli bir şey olsun. Altyapısı ve hiç bir önlemi alınmamış, bol yokuşlu, bol trafikli İstanbul'da yaşıyorduk.
             Atkımda biriken kardan kardanadam yapmaya çalışırken, çocukluğum aklıma geldi. İnsanlar kar yağmış lafını duyar duymaz her riski göze alıp, Spil Dağı'na ya da Sabuncubeline çıkarlardı. Arabanın ön kaportasına kardanadam yapıp gelir, konu komşuya hava atarlardı. Babam büyük ihtimalle çok saçma ve tehlikeli bulduğu için bizi hiç götürmezdi. Komşunun eriyen kardan …

Aslında hepimiz Tomogoçiyiz !

Resim
Küçüktüm ve Tomogoçi mi öldürmeye çalışıyordum.                     Habire yediriyor ama kakasını temizlemiyordum.                    Her ihtiyacını ya hiç görmüyor, ya da aşırı görüyordum.                    Belki de biliyordum, diğer kızlar gibi bakamayacağımdan,                    Yaşatamazdım belki ama;                    Öldürme konusunda başarılı olabilirdim                    En azından diğerlerinden farklı olacaktım,                     Tüm salak kızlar Tomogocileri öldü diye ağlarken                     Ben öldü diye sevinecektim.                      Hayata doğrudan ters psikolojiyle başlamıştım.                     Belki de tam bir psikopattım.                     Öldürmeye çalışıyordum Tomogoçiyi,                      Çünkü diğer insanların doğal olarak iyi yapabildikleri                    Şeyleri yapamıyordum ben, tersine odaklanıp,                    Bozman lazımdı oyunu.                     O tomogoçiyi yaşatamayacaksam, öldürecektim.               …