Kayıtlar

Ağustos, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Cennet Anaların Ayağının Altında !

Dikkat :  
Bu yazı tamamen, barış ortamında sahip olunulduğu düşünülen ve başına kötü hiç birşey                                                     gelmeyeceği saflığıyla yazılmış bir yazıdır. Bir hiç nedeniyle ölen çocuklar ve anneler, felaketler, hastalıklar,             kötü yönetimler ve devlett gibi seçenekler bir kenara bırakılmıştır. 2015 Türkiyesinde yaşamıyormuşçasına               yazılmıştır.
                                Çocuk sahibi olmak konusunda ciddi şüphelerim vardı ve bu hiç de öyle "böyle bir dünyaya çocuk getirmek mi?" , "tam bir delilik, tüm özgürlüklerinden vazgeçip hayatını bir çocuğa adamak mı? yok efendim kadının toplumdaki yeri sadece annelik mi?" "iç güdülerime karşı koymak filan manasında mantıklı bir çocuk yapmama isteği de değildi üstelik. 
                           Kızım olursa ve ya halasına benzerse diye korkuyordum ben resmen. Güzellik meselesi filan da değildi, tabi halası çirkin de olabilirdi, bana benzese ben çok mu güz…

Sevgili Adrian !

Resim
Sevgili Adrian; 
              Yıllarca arkadaşlarımın yok efendim şişmanlık sana çok yakışıyor, sen böyle de çok güzelsin gazlarıyla bu kilolara kadar gelmiştim. Ama artık buna bir son vermenin vakti gelmişti. Rocky'nin İvan Dragoya karşı yaptığı antreman programının aynısını yürütmeyi planlıyordum tırnaklarımı yerken, gözlerim kısık, uzaklara dalmış. Sonuçta İvan Drago gibi imkanlarımız yoktu, şu yokuşu eşofmanımı göğsüme kadar çekmiş, sırtımda kütükle koşacaktım, kızağa kardeşimi oturtup yokuştan çekecektim. Şişli sokaklarında herkes bana bakarken delice koşacak, manav abinin bana attığı portakalı yiyecektim ara öğün olarak, mahallenin çocukları eşlik edeceklerdi kimi zaman,  kasaba girip etleri yumruklayacaktım, çapraz bulaşmayı da eldivenlerime poşet geçirerek önlemeyi düşünüyordum. İşte orda biraz huylanacaktım belki ama etler üzerindeki hiç bir bakteri beni yıldıramayacaktı. Yokuşun tepesinde, yumruklarım havada bağıracaktım gururla.  Tüh keşke, geçen eskicid…

Geçen 14 Şubatta Ne Yaptığınızı Biliyorum!

Gece saat 2.44 te çalan telefonla irkilmiştim. Ama sonra Utku Bey'in başına bişi gelse ilk arayacağı kişi ben değilimdir, yakını listesinde de ilk sıralarda olduğumu sanmıyorum diye açtım telefonu. Hayır sansaydım açmayacak mıydım acaba diye garip bir ürpertiye de kapılmadım değil. "Nerdesin?" dediler. Bak bak İzmir'e gitmiş, almış Bis'i yanına, bana hesap soruyor? "İstanbuldayım" dedim İnanmadılar. Başka yerdeyim deyip de, önlerinden telefonla konuşa konuşa geçip gitmediğimi kontrol etmek için taa 12. kattan, üşenmediler, sokağa baktılar. Sonra da sanki ben tam bir pislikmişim gibi  "yapmadığın şey mi?" dediler. Yapmadığım şey değil diyemedim, ben başka bir yerdeyim derken el sallamışlığım bile vardı çünkü. 
               Rakıyı da şaraba kattıkları yetmiyomuşçasına, ismini bile söyleyemedikleri içkilerini almışlar ellerine, telefonu vermişler hoparlöre sevgililer günümü kutlamak için aramışlar. Hayır ne alaka yani, koskaca …

TEHLİKELİ OYUNLAR

Geçen söylemesi ayıp karnım çok acıktı, hiç de halim yok yemek yapmaya, yemek sipariş ettim. Neyse geldi, yemek. Poşet bileğine dolanmış, para üstü bulamayıp, paniğe kapılan çocuğa, "şimdi sakin ol ve o tantuniyi yavaşça yere bırak evlat" dedim. Ama o sadece anlamsızca suratıma baktı ve duymamazlıktan gelip, aynı şekilde para üstü aramaya devam etti. Ben de öyle fıkrasına gülünmeyen adam gibi, mahsun, role kaptırmış bir köşede sırıttığımla kaldım. İçimden diyorum tekrarlasam mı acaba, açıklasam mı?
                  Oysa ben poşeti yavaşça masaya bırakmasını, suratıma bakıp lanet olasıca aynasızlar deyip, ellerini başının üzerine kaldırmasını ve o küçük oyunu sürdürmesini beklemiştim. Çok mu şey istemiştim, bu muameleyi haketmemiştim. Hadi en azından gülümseseydin be çocuk ! Hayat bazen hiç de bizim istediğimiz gibi gitmiyor, çok üzülüyorum.