Kayıtlar

Aralık, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DERSLERE YARIN YİNE BAŞLIYORUM ! SÖZ !

Resim

MEKTUP İŞİNE GİRDİM

Resim
Herkese mektup yazmaya başladım ve mektup işine girdim. Neden? Çünkü ateşim 39 derece ve çok yalnızım. İsteyenler sipariş versinler, tanesi 5TL. Damping yaptık! Siparişli mektupları güzel kağıtlara yazacağım, müşteriye özen yükümlülüğümü unutmadım. Aylık abonmanlara 150 TL yerine sadece 100 TL. Sevgili arkadaşım BİS, onlarca mektubuma sahip olmanın derin hazzını çok iyi bilir. Kendisine yönlendirebilirim, danışmak isterseniz. Sevgiler. 

CENAZE TÖRENİME HEPİNİZ HOŞGELDİNİZ

Sanırım cenazem bugün öğle namazına müteakip Çağlayan Adliyesi önünden kaldırılacak. Hepinizi beklerim. Sakın tabutuma baro odasından 1 liraya kiraladığınız cübbeyi örtmeye kalkışmayın lütfen. Dalılılım. Ya da belki arkasında altın yaldızlarla ismimi  ve baro sicil numaramı yazdırdığınız bir cübbe yaptırabilirsiniz. Son duruşmasının son raunduna bunla girmişti dersiniz. Yok yok en iyisi siz tabutuma çikolata sosu örtün, sonra da antep fıstığına banın.Size biraz pahalıya patlayacağım anlayacağınız. Soranlara çok severdi rahmetli dersiniz.      Ümit Kocasakal'ın tabutumun başında yapacağı konuşmayı hemen bölün "ya hocam ne hukuk neferiydi amannn, mesleği de hiç sevmezdi, o da böyle olmasını istemezdi" diyerek ve benimle biraz dalga geçin. Başlayın en salak anılarınızı anlatmaya. Soran olursa dalga geçmesini çok severdi dersiniz. Müzik dans filan da olsa çok güzel olur oynaya oynaya gömün beni ! Atın en şiddetli göbeklerinizi, kıvırın belleri, kırın gerdanları. Soran olursa…

LİSE DEFTERİ

              60 yaprak, çizgili  okul defteri günlüğümün kapılarını Uçankuşa Açtım. 
           Lisede bir günlük tutuyorum, 60 sayfalık çizgili okul defteri, zira afilli bir defter olsa herkes günlük olduğunu anlar. Dikkat çekmesin istiyorum. Bir de 60 yapraklı, çizgili okul defterinden aldığım tadı hiçbir Ece Ajanda'dan almamışım. Kilitliler desen, az mı tokayla kilit açmadınız, o uyduruk kilitlere hiç güvenmem.             Kısacası kimse okusun, anlasın istemiyorum. Kendime  bir alfabe yapıyorum küçüklüğümden beri, alfeben zaten vardı üzerine de bir şifreleme yöntemi geliştirdim, enigması sadece benim. Hem şifreliyorum, hem çözüyorum. En çok kullanılan harfler cümleye ve kelimeye göre55 farklı şekle giriyor. Bazen farklı durumlara göre aynı harfleri, farklı harfler yerine de kullanabiliyorsun. Sürekli değişen, aktif bir alfabe. Çözülmesini imkansız hala getirmek için, her gün çalışıyor, yeni yöntemler buluyorum. Son haliyle Almanlar'a satmayı filan düşünüyorum. Kafayı öyle y…

SİYASETLE İLK BULUŞMAM

Bir akşam Mehmet Amcanın getirdiği bedava kuponlarla şimdilerde yerinde Magnesia AVM olan Lunapark'a gitmiş ve büyük ihtimalle çarpışan arabada bir genç çift kıstırmıştık yine. Belki de en büyük yakınlaşmaları olacak olan elele bindikleri çarpışan arabadan, ileri de çocuklarına anlatacakları büyük bir anıyla ayrılmalarına sebep olmuşuzdur. Artık anı mı dersiniz, beyin sarsıntısı mı bilmem?                 Sonra çiğdem yiye yiye küçük bir yürüyüşle eve dönerken, Saruhan Otel'in yanında bir grup takım elbiseli adam bize doğru yaklaşmıştı. İçlerinden biri "iyi akşamlar gençler" demiş ve tek tek bizle tokalaşmıştı. Ben de çiğdem kabuğunu ağzımdan üfleyip, elini sıkıp, gülümsemiştim. Allahın selamını almamak olmazdı. Sanırım sadece adamın suratına bakıp, birbirimizi dürtüp boş boş gülümsediğimiz ve elimizdeki külahlardan çiğdem yemeye devam ettiğimiz için, bir grup ergenle neden muhattap olduğuna anlam verememişti O da. Neyse ki, kısa bir bakışma ve anlamsız bir sessizlikt…

SABAH UYANDIRIR MISINIZ?

Resim

TÜRLERİN DEVAMLILIĞI

Atalarılarını düşündü,  soylarını onca açlığa, savaşa, göçe rağmen ona kadar getirmişlerdi. Ama o bu soyu bu asırda, hiç açlık, savaş, göç görmeden emekli sandığının tüm imkanlarına rağmen tüketmişti. İnsanlığın amacı soyu devam ettirmekse, acayip bi tarih yaşanıyordu şu an ! Kendini gerçekten medeni hissediyordu, gurur duyuyordu resmen kendisiyle.             Zaten çocuk yapmanın bakkala ekmek almaya göndermek için avantajlı bir durum olarak görmüştü ta ki bakkala ekmek almaya giden çoçukların öldüğünü öğrenene kadar. Hakkat korkunç dönemler diyemeyecekti çünkü dünya her zaman korkunç bir yerdi. O dönem mi bu dönem mi diye bir tercihi yoktu. Büyük ihtimalle başka bir dönemde yaşasa ataları kadar başarılı olamayacak, bu sefer de BİR veba salgını ile soyu yine tüketecekti. Ayağına küçük bir taş batması sonucunda oluşan iltihaptan da ölmesi mümkündü.  Antibiyotiğin olmaması, tıbbın yeterince gelişmemesi yetmiyormuş gibi zaten savaşlar, insanoğlu her zaman vahşi, bencil ve kötüydü.      …

ANADAN KIZA GEÇEN VE BEYİNDE KALICI HASAR BIRAKAN HASTALIKLAR

  Hayatımda ilk defa 30 yaşında hamama gitmiş, gitmeden önce de banyoda İzel'in denizlere aş da gel şarkısını " hani makarnalar suya durulmaz ya diye söyleye söyleye kese atmıştım kendime uzun uzun. Neymiş efendim "aman kadın ayyy ne pis kız, kesele kesele bitmiyor demesin" diye. Kadın da duruma şaşırmıştı. "Kız senden de hiç zevk alamadım keselerken demişti ve ben gururla yerime geri dönmüştüm. Annemin hastalık bulaşır filan diye karşı çıkmalarına rağmen pediküre gitme kararımda direnmiş ve annem "ayaklarını insanların suratına uzatacaksın bari bir bakım yap da rezil olma" demeleri üzerine pediküre gitmeden önce saatlerce ponzalamıştım topukları. 
             Ah işte canım anacığımın sanki gece yarılarına kadar çalışmıyormuş gibi, eve temizliğe gelen teyze gelmeden, rezil olmayalım diye dip temel temizlik yapmaları yüzündendi bu garip davranışlar. Kadın temizleyecek yer bulamıyor annemin yaptığı 35 çeşit ikram sayesinde güne gelmiş gibi geçiyordu bir…

BENİ BU SOĞUK HAVALAR MAHVETTİ

Aşk kapımı çalsa "pardon dayı yanlış gelmişiz" diyeceği soğuklar başlamıştı. Ev modasında bu sene yine alt polar üst yün hakimdi. Doğalgazdan da tasarruf etmek için içime çıtçıtlı badiler giyilmiş, t-shiRtler pijamanın içine sokulmuş,  bir şapkalı bluz giyilmiş, üzerine de bir dede ceketi atılmıştı. Bu dolulukla düşsem tek başıma yerden kalkamaz, ancak yuvarlana yuvarlana yoluma kaldığım yerden devam edebilirdim.                 Pijamamın altını pembe-beyaz polar çoraplarım içine koyarken,  gitgide babama ne kadar benzediğimi farketmiştim. Nedense yaşlandıkça evde bere takma alışkanlığı da başlamıştı. Kel de değildim, kuaföre gidince ay kes kes bitmiyor dediği saçlarımla kafam nasıl üşüyebiliyordu anlamıyordum. Gece tuvalete kalktığımda kardeşimi uyanık görsem, uzun uzun farkedilene kadar izliyor "ne oldu?" diye sorulunca üzerine kalın bişiler giy deyip sessizce oradan uzaklaşıyordum. Kışın tam bir baba, tam bir dayı hatta tam bir dedeye dönüşüy…